13 Temmuz 2011 Çarşamba

BENİ NE GÜLDÜRÜR?




***6 yaşındayım.

Annem, babam, ben pizza yemeye gitmişiz.
Yan tarafımızda bir masa, masada da bizim gibi bir aile ve benim yaşlarımdaki oğulları var.

Bizimkiler bana pizza yedirirken ben de karşı masadaki o çocukla bakışıyorum falan derken hava atmak için mi, nedense sandalyeyi geri yatırıp iki bacağı üzerinde durmaya başlıyorum ama bu çok uzun sürmüyor.
Çocuğu gören gözlerimde yeni bir manzara beliriyor ;
pizzacının tavanı…

*****

***Ortaokuldayken “kerane” kelimesinin anlamını bilmeyen Şahika'nın sınıfta ders esnasında çok ses olması üzerine verdiği tepki ;
“Arkadaşlar…
Burası kerane değil ;
sessiz olun…”

*****

***Yine ortaokuldan bir anı geliyor ,
bu dünyaya nasıl geldiğimizi öğrenmemin hikayesi...

Ender : Olacak O Kadar'daki "Okey" skecini izlediniz mi ?

Bu esnada herkes muhabbete katılıp skeç hakkında konuşmaya başlıyor ama ben konuya bir türlü adapte olamıyorum ve şu cümleyle konuya dalıyorum ;
"Ne alaka…
Hiç komik değil."

Ender bana anlatıyor fakat ben ısrarla bağlantı kuramıyorum ve Ender olayın fitilini ateşleyen soruyu soruyor ;
"Dila…
Okey ne ama oyun olmayan, hani o reklamlardaki…"
Ben : Kitap…
Ender : Kitap mı?
Okey prezervatif,Dila...

Biraz durup düşündükten sonra ikinci ısrarlı tepkim ;
"İyi de skeç hala çok saçma…"

Ender artık son çare ;
"Prezarvatif ne,Dila…"
Ben : Jenaratör gibi bir şey…
Topluluk : ...???!!!???...

*****

***Bu olayın akabinde bana çocuğun nasıl yapıldığını anlatan Çişe, Ender, Ertan, İlayda, İrem’e ilk tepkim “Annemle babam benim için nelere katlanmış.” oluyor.

*****

***Liseye geçiyoruz şimdi…

Bir maça kaçma günü…

Maça kaçmayı gurur haline getirmiş bünyemin başına gelenler aşağıdaki gibidir :
1.Maça kaçarken arka bahçenin demirlerinden atlayan benim, eteğimin demirlere takılması ve duyduğum cart sesiyle arkama dönüp baktığımda gördüğüm ekose deseni…

Eteğimi toparladığımda bu sefer “gördüğüm” maça kaçan bizi penceren izleyen çömezler,
“duyduğum” kahkahaları…

2.Duvardan atlayayım derken çamura atlamam ve koşarken bacağıma takılıp çorabımı yırtan çivi…

3.Maçta karşılaştığımız müdür yardımcımız Ali Levent Göl'ün üzerimdeki çamurlar ve yırtıkları görüp verdiği tepki ;
“Bu ne hal,Dila ;
Survivor’a mı katıldın ?”

Ben : Maça kaçacağız diye kem küm…
Ali Levent Göl : Bana sorsanız ben izin verirdim.
Ben : !!!

*****

***Bir başka maç günü…

Hiç akıllanmadık, yine maça kaçıyoruz.

Arka bahçeye pencereden çantaları attığımız esnada çanta fırlatma sırası bana geliyor, çantayı fırlatıyorum, arka bahçede devriye gezen bir başka müdür yardımcımız Mustafa Arslan’ın sesini duyuyoruz.

Duyalım,evet ;
“A…. s…..”
(Çantayı kafasına atmışım.)

*****

***İlk aşkımla buluşmuşum, ilk buluşmalarımız, deli gibi kar yağıyor. Nasıl romantik!

Gezerken bir televizyon kanalının muhabiri gökten düşer gibi yanımıza geliyor, yoğun kar yağışıyla ilgili düşüncelerimizi almak istiyor.

Birinci Vaka : Kaçmak için hızlı adımlarla yürürken kaldırım hizasındaki karı da kaldırıma dahil sanıp adım atarak,
kaldırım standartlarına uymayacak kadar yüksek o kaldırımdan -ki bence uçurum standartlarına daha uygundu- aşağı uçuyorum.

İkinci Vaka : Bu çok saçma ama düşüp kara gömüldüğüm yerden kalktığımda yerde T işareti bıraktığımı görüyorum.

Sonra bir flashback : Havadayım, adeta Hazreti İsa’yım, az sonra çarmıha gerileceğim.
O eller niye iki yanda, Dila…
insanda hiç mi refleks olmaz?

Üçüncü Vaka : Bize yaklaşan muhabir yoğun kar yağışıyla ilgili düşüncelerimizi almak için attığı adımı “Vatandaşımız mağdur.” cümlesiyle bitiriyor.

Tabii ki mağdurum, rezil olmuşum çocuğa…

*****

***Arabayla Ordu’dan İstanbul’a gidiyoruz, mola verip tuvalete hücum ediyoruz ama asıl sürpriz beni tuvalet çıkışında bekliyor.

Tuvalet parası için kapıda bekleyen adam bana bakıp şu talihsiz açıklamayı yapıyor ;

“Buradan ne alıyoruz, hanımefendi..."

*****

***Ben bir zaman karbonmonoksitten zehirlendim ve hastanede gözlerimi açtığımda biraz etrafıma bakınıp verdiğim ilk tepki de şuydu ;
"Bunu yanlış parmağa takmışsınız yalnız, işaret parmağından daha iyi sonuç verir."

Bundan sonraki konuşma şöyle gelişti ;
Doktor : Doğru söylüyor.
Tıp mı okuyorsunuz ?
Ben : İşletme…
Doktor : Hasta gayet iyi, normal odaya alabiliriz.

*****

***Bunun akabinde hastanede polis ifademi almak için yanımda ;
Polis : Bacanız var mı ?
Ben : Onun bu olayla ne alakası var ?
Polis : Çok alakası var.
Bacanız var mı ?
Ben : Var ;
bir tane, Cansın…
Polis : Cansın?
Ben : Kardeşimin adı...
Polis : Kardeşiniz mi ?
Ben : “Bacınız var mı?” demediniz mi ?

*****

***Hastahane canı sıkıldığı için göğsüne takılan kalp ritmini gösteren alete ve ekranına sarıp,
kalp ritmindeki değişimleri görmek için nefesini tutan ve bunu oksijen desteği alırken yapacak kadar aptal tek insan da bendim üstelik…

*****

***Bakırköy minibüsündeyim, telefonum çalıyor, açıyorum ama telefondaki ses minibüsün gürültüsünde ancak bu kadar duyuluyor ;
Dila … … Ben Sabri … … … Staj … ...”

“Sabri” yi duyunca arkadaşım arıyor diye sazan gibi atlıyorum ;
“Sabri’ciğim ;
şu an minibüsteyim. Çok fazla ses var,duyamıyorum. İndiğimde arayayım seni...
Bu senin yeni numaran mı bu arada?”

Minibüsten inip numarayı geri aradığımda hala gülen o İK çalışanının cümleleri tamamlanmış haliyle ;
“Dila Hanım…
Ben Sabri Özel’den arıyorum staj için…”

Durumu toparlayıp cevap vermeye çalışan ama konuya hala çok hakim olmayan ben ;
“Kusura bakmayın. B
en minibüsteki sesten… Çok özür dilerim ya…
Neyse...
Ne demiştiniz?
Eyüp Sabri Tuncer mi?"

*****

***Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin kütüphanesine gideceğim.”

Aradan zaman geçiyor ve taksici ;
“Tıp mı okuyorsunuz?” diye soruyor.
Ben : Hayır…

Elimdeki hukuk notlarını gören taksici evrenin sırrını keşfetmiş bir ifadeyle ;
“Hukuk okuyorsunuz.” diye buyuruyor.
Ben : Hayır…

Taksici artık iyice meraklanıyor ve patlıyor ;
“Ne okuyorsunuz o zaman…”
Ben : İşletme…
Taksici : Şimdi siz Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde hukuk çalışacak bir işletmeci misiniz ?
Ben : Oha…

*****

***Bunu yazdığım için beni öldüreceğini düşündüğüm Pınar’ın Maybelline New York’un toniğini kullanıp bir taraftan da ürünü incelerken gayet aşağılayıcı kurduğu cümle ;
“Gerizekalılar…
Maybelline New York Danışma Hattı yapmışlar ;
sanki bir şey olsa ben New York’u arayacağım."

Ben : ...???...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder