19 Şubat 2012 Pazar

BAZEN HAYAT

Hangi yılda,nerede olduğunu hatırlamıyorum,
bir söz okumuştum.
“…ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için…”

Tek hatırladığım çok küçük olduğum ve cümleyi hiç anlamadığım…

*****


Bu haftanın başına kadar geçen son bir yılda ciddi bir ölüm korkusuyla yaşadım.

O süreçte en küçük bir hastalığı ve bazen basit ağrıları bile ölümcül nedenlere bağlayabildim, ölümle ilgili ne bir çift laf edebildim ne de yazı yazabildim, yolculuklara çok yüreksiz gittim.
Birkaç ay önce evimde çıkan yangından sonra durumu iyice abartıp her gece yatmadan önce evdeki tüm fişleri,mutfak tüpünü,vs. defalarca kontrol ettim, uyku öncesi yangın senaryoları yazıp nasıl kurtulacağımı düşünmeye başladım.
Bazen de bunun depremli versiyonunu yaptım.


Bu düşünceler beynimi nasıl ele geçirdi,bilmiyorum.

Belki panik atak bir anne,babam olmasıyla alakalıydı, belki her insanın başına hayatlarının belli bir döneminde gelebilecek bir şeydi.
…ama artık kurtulmam lazımdı çünkü aldığım nefes ızdırap olmaya başlamıştı.



Üç hafta önce ailemin yanına tatile gittim.

Tatil sürecinde planım,
tatil esnasında hazır nefes alacak imkanı da bulmuşken profesyonel bir destek almaktı bu bitmek tükenmek bilmeyen korkularım için fakat tatilim ani bir iş görüşmesinden ötürü yarıda kesildi ve apar topar İstanbul’a dönmem gerekti.

Acil bir seyahat planı yapıldı, zaman sınırı olduğundan hiç almak istemediğim uçak bileti alındı, alınmasıyla da beynimde paranoyak düşünceleri üreten merkezin yolculuk ve özellikle uçak yolculuğu öncesi şenliği başladı ;
“Bakalım uçak bu sefer düşecek mi?”, “Düşen bir uçaktan kurtulamanın yüzdesi nedir?”,  “Uçaktaki en güvenki koltuklar hangisiydi yahu…”


Her zamanki gibi yine düşünürken, düşünüp kendimi bunaltırken bir anda bir güzel anı gelip oturdu aklıma…

Bundan birkaç yıl önce aynı tarihte,aynı saatlerde uçağa binmek için yine yolda olduğumu hatırladım, güzel şeyler oluyordu.

Bu anıdan hareketle günümüze kadar olan güzel yaşanmışlıklarımın hepsi yağmur tanesi olup düştü aklıma, bu kendiliğinden gelişiyordu üstelik ;
kendimi rahatlatmak için başvurduğum bir acil durum mekanizması falan değildi.


…ve güzel anılar içinde yüzerken birden farkettim ki ;
22 yaşında, 30-40 yaşındakilerin yaşlarıyla,yaşanmışlıklarıyla  “Sen hayata daha yeni başlıyorsun, o kadar ne yaşamış olabilirsin?” diye nutuk attıkları bir yaşta
ben havaalanına giden o arabada aşkın,hayallerinin,huzurun,iyiliğin,mutluluğun peşinden koşmuş biri olarak vardım.

Aşkın nasıl inanılmaz ve aslında anlatılamaz bir duygu olduğunu biliyordum, en güzel halleriyle yaşamıştım.

Ayaklarımı dans etmek için yormuştum,
dizlerimi çoğu kez dans ederken morartmıştım.

O zamana kadar bir sürü şarkıyı söylemiştim hep kalbimden, bazen çok güzel diğer seslerle, bazen yalnız…

Kendimden başka karakterlerle aynı bedende yaşayarak çok sevdiğim oyunculuğu yapmıştım.

İleride yaşayacağım dünyayı katlanılabilir bir yer yapmak adına ağaçlar için,binalar için,tarih için yürüyüşler düzenlemiş, yürüyüşlere katılmıştım.

Çok güzel yerler görmüş, gördüklerimden daha güzellerini yaşamıştım.

Üstelik mucizenin ne olduğunu da biliyordum.

O arabada hiçbir şey yapmadan sadece dursam bile o şahane aile ve kocaman kalpli dostlar yanımdaydı.


Bu farkındalığı sağladığım andan itibaren ne ölüm korkusu ne de uçak yolculuğunun gerginliği…

Hani demiş ya Nazım Hikmet ;
“İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman…
…ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umrumda değil.”

Böyle güzel bir ruh hali işte…


…ve sonra o arabada sabahı karşılarken farkettim ne demekmiş “…ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için…” cümlesinin özü…

Ne güzel söylemiş William Shakespeare ;
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. 
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için… 
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için... 
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için…
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için… 
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için…
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için…
…ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.. “


1 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsın :) Alıntılar da süper.. Tebrikler! Hep hayatının en güzel yanlarını görmeni dilerim..

    YanıtlaSil